Enki was Eridu’s deity of wisdon, creation, and water. Later on, he became Ea, and more associated with the earth than the water. The original meaning of the name “Enki” is not entirely known. “En” is translated to mean “lord”, while “ki” is translated to “earth.” However, Ea –which is from Babylonian mythology, is supposed to have come from one, or perhaps both of two different regions.
Despite Enki’s portrayal as deity of wisdom and creation, Enki was also pursuant of incestuous affairs, and prone to temptation. In one aspect, this sheds light on the humanity of ancient deities so long ago, as opposed to the modern Christian god who is faultless. More light is shed on the fact that even as far back as the Sumerian society dates, they were civilized as a culture and although it can be surmised that incest did take place in that era, as it does now, it was still frowned upon. The mythology establishes the culture’s morality, showing man a priceless lesson in the process; no one is perfect.
İktidar-komünal toplum çelişkisi "Neolitiğin devindirici gücü olan kadın etrafındaki kutsallık inşası erkek rahibinkini andırır. Totemik ve görsel tanrı temsilleri bereket, verimlilik sembolü ana-tanrıça biçiminde önem kazanır. Ana tanrıçalık daha sonra Sümer Rahip tanrılarıyla büyük savaş verecektir. Özellikle kurnaz tanrı 'Enki' ile kadın tanrıçaların baş figürü 'İnanna' arasındaki çekişme Sümerik destanların baş konusudur. Kavganın temelinde yukarı Dicle-Fırat havzasındaki köyler etrafında yoğunlaşan sömürüye yer vermeyen Neolitik köy toplumuyla; yeni türemeye başlayan rahibin inşa ettiği, ilk defa sömürüye açık, kent toplumu arasındaki her düzeyde çekişme ve kavgaya olanak veren çıkar farklılığı yatmaktadır." (Bilge İnsan) Kozmik Dağın Kraliçesi İnanna'nın ilk biçimi Sümer'de Ninhursag'dır. Yer (Ki)-Gök (An) ve hava tanrısı Enlil'den sonra üçüncü sıradadır. Ninhursag "Kozmik Dağın Kraliçesi"dir. Komünal-anacıl dönemin "ana tanrıça" kimliğinin özelliklerini taşımaktadır. Ayrıca "Kozmik Dağın Kraliçesi" olarak adlandırılması; Yukarı Orta Mezopotamya'dan, Zagros Dağları'ndan, Aşağı Dicle-Fırat Havzası'na inen kültürlerin -bu alanda son buzul çağının sona ermesinden beri Proto-Kürt Hurrilerin yaşadığı bilinmektedir- izini taşıdığının, dağlardan inen kültürlerin hafızasında derin izler bıraktığının göstergesi olarak yorumlanabilir. Kadının kaburga kemiği! Söylenceye göre Ninhursag sekiz tane farklı türden bitki yaratır. Belki de tohumlarını insanlığa armağan edecektir. Ancak aç gözlü tanrı Enki, bitkilerin tamamını yer. Ninhursag da kendi yaratımı bitkileri yemesinden dolayı Enki'yi lanetler. Lanetlenme üzerine Enki hastalanır, ölmek sınırındadır. Enki, Ninhursag'dan özürler dileyerek yardım ister. En sonunda ikna olan Ninhursag, Enki'nin yediği her bitkiden dolayı hastalanan sekiz uzvu için, sekiz iyileştirici tanrı yaratır. Bunlar Enki ve Ninhursag'ın çocuklarıdır. Sağaltıcı tanrılardan birinin isminin anlamı "kaburga kemiği"dir. Havva'nın Adem'in kaburga kemiğinden yaratılmasını anımsatır. Ancak bu söylencede tersidir. Bu mitolojik anlatım Sümer'de ana tanrıçanın uzun süre gücünü koruduğunun göstergesidir. Bitki yaratıcılığıyla Neolitikte kadının o yaratıcı gücü anlatılır sanki. Aç gözlü Enki, ana tanrıçanın yani komünal-anacıl dönemin tüm değerlerini, yaratımlarını ele geçirip, kendine mal edip, yok etme isteğindedir. Ancak kadın tüm saldırılara rağmen gücünü korumaktadır. Enki ile Ninhursag arasındaki çatışma, özünde sömürüye açık ilk kent oluşumlarında Sümer rahiplerince geliştirilen devletle, komünal-anacıl ahlaki toplum değerlerinin karşılıklı mücadelesidir. Ana tanrıça kültü Ninhursag, İnanna, İştar, Star, Tiamat, Gaya, Kibele, Artemis vb. adlarla farklı coğrafyalarda binlerce yıl toplulukların hafızasında yer edinecektir. Günümüzde dahi Hindistan'da bazı köyler ayinlerde Ninhursag sözünü yinelerler. İnanna: Kadının toplumsal gücü Ninhursag'ın ileri tarihlerdeki biçimi İnanna'dır. Köleci uygarlık kök salarken, kadın toplumsal yaşamdan gün be gün çekilmekte, gücünü biraz daha kaybetmektedir. Ama kadının direnişi sürmektedir. Tanrı Enki ile erkek gücü, iktidar ve devlet kutsanırken, İnanna ile komünal-anacıl dönemin değerleri direniş göstermektedir. "Sümer Rahip icadı olan göksel tanrı 'En' ile yerdeki tanrı Enki erkek karakterlidir. Bu gerçeklik Sümer kent toplumunda öne çıkan erkek gücünü yansıtmakta, yani kutsayıp tanrısallaştırmaktadır. Öyle bir kutsama ki, yeni, yüce, önder erkek 'yerden göğe kadar kutsallık ve tanrısallık' kazanmış toplumun kendisidir. Biraz daha yapılan işlerin altını kazırsak yüceltilenin 'rahip sınıfı' olduğunu anlayacağız, tıpkı İnanna inancının altını kazırsak Neolitiğin yaratıcı, yönlendirici gücü ana kadınların toplumsal gücünü göreceğimiz gibi.'' (Bilge İnsan) Enki: Kurnaz erkek, iktidar, devlet Kurnaz tanrı Enki, o güne dek Neolitikten uygarlığa kadar yaratımların sembolü olan Me'leri, kendi himayesinde tutmaktadır. 94 Me öncesinde tanrıçadan çalınmıştır. Komünal-anacıl dönemin birikimleri üzerinden yükselen uygarlığın tüm yaratımlarına Kurnaz Enki el koymuştur. İnanna da bir yolunu bularak Me'leri Enki'den geri alır ve Uruk'a zor bela götürür. Enki'nin yeniden Me'leri ele geçirme çabaları sonuçsuz kalır. Raine Eisler'e göre, Sümerler tarafından kullanılan tarımla ilgili çiftçi, saban, karık gibi kavramların Sümerce olmadığı, zanaatçılık terimleri olan dokumacı, derici, duvarcı, çömlekçi vb. Sümerler bölgeye hakim olduğu zaman tanrıçaya tapınan halklardan alınmıştır bu yaratımlar. 'Me'lere el konulması eril egemenliği kurmanın bir yoludur. Me'lerin ele geçirilmesini anlatan bu kısa söylence bile Enki ile sembolleştirilen Sümer Rahip sınıfına, erkek egemenlikli uygarlığa yönelik ana tanrıça kavramsallaştırmasıyla kadının ve kadın damgalı Neolitiğin değer ve birikimlerinin ne denli çetin bir mücadele yürüttüklerinin göstergesidir. Binlerce yıl iç içe sürdürülen bir mücadeledir bu.
0 yorum:
Yorum Gönder